Aynadaki Dost.
Kendini kanıtlama uğraşında,istediğini elde ettiğinde,ve dünya seni baştacı yaptığında,aynaya gidip kendine bir bak ve o kişiye kulak ver. Çünkü senin hakkında hüküm vermesi gereken arkadaşın,baban,annen ya da eşin değil,yaşamında en belirleyici olan,aynadan sana bakan kişidir.
Sevgi Sofrasi.
Bir gün sormuslar ermislerden birine: - Sevginin sadece sözünü edenlerle,onu yasayanlar arasinda ne fark vardir? - Bakin göstereyim,demis,ermis. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememis olanlari çagirarak onlara bir sofra hazirlamis. Hepsi oturmuslar yerlerine. Derken tabaklar içinde sicak çorbalar gelmis ve arkasindan da 'dervis kasiklari' denilen bir metre boyunda kasiklar.
Bir Konusma.
Merhaba - Selam dostum... Naber? - iyilik, senden? - Eh iSte ne olsun... - Eh iste?.. dur bir bakim sana... bu ne surat moralin bozuk gibi?? - Nerden çikariyorsun simdi bunu? - Yeme beni dostum..... Hah Söyle biraz oturalim istersen?... - Ok... - Eee anlat bakalim, kavga mi ettiniz? - HayIr.. - Hah, bir kaç gündür görüSemiyorsun o zaman? - O da degil de... Seni duyan baska derdim olamazmis sanir yani... - Olur da baska derdin moralini böyle bozmaz senin. - Ne alakasi var kardesim!..
Cem Yilmazdan Istikbal Marsi.
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak! Dönmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!. O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak, Hortumladıkları benimdir, milletimindir ancak! Çalma, kurban olayım hepsini ey hırslı çakal! Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar al! Olmaz sana götürdüğün paralar sonra helal, Hakkını vermezsen burdaki ortaklarının behemehal!
Kendini kanıtlama uğraşında,istediğini elde ettiğinde,ve dünya seni baştacı...
Bir gün sormuslar ermislerden birine: - Sevginin sadece sözünü edenlerle,onu...
Bu kategorideki tüm gönderilerE-Posta olarak bana gelen bir fikrayi sizlerle de paylasmak istedim. Buyrun: Oldukça...
Bakma, dönmez şafak vakti yurttan kaçan o alçak! Dönmeyip Amerika’da,...
Allah demis ki: Bill senin durumun hakikaten karmasIk. Seni cennetemi cehenneme...
Bu kategorideki tüm gönderilerSeni koydum yüreğime, Artık ne sıradan bir aşk, Ne de geçici sevgi alamaz yerini. Veremem sana olan sevgimi hiç kimseye..Ben yıllardır yanarken hasretinle; Olurda bir gün, bir gün değer verdiklerimin..En başında yer almanı hayal ederken. Şimdi; değerlerin en değerlisi ve sevgilerin en yücesindesin, Sevgili. Nasıl sunabilirim sana...
[Bir yaşanıla(maya)nın parantez içleri] Soğuktu hava o zaman da şimdiler gibi ama biz üşümezdik. Karların altında hastalanmaktan korkmadan oyunlar oynardık. Ben en çok saklambaçlarımı severdim, seninse yorulmaz çocuk heveslerin vardı. ama ben öyle yorgundum ki ve sen öylesine masumdun. Teleferiklerden yeryüzünü izlemek gibiydi...
Suskunuz… Hem de çığlık çığlığa bir suskunluk bizimkisi… Bu konuşacak bir şeyimiz olmadığından değil. Konuşmaya çalıştığımız şeylerin, alıştığımız yalnızlığımızdan uzaklaştırması aslında bizim korkumuz… İkimizde cesaret edemiyoruz. Öylesine alışmışız ki içimizde büyüttüğümüz yalnızlığımıza....
Bu kategorideki tüm gönderiler
